GEREKEN ÖNLEMLER ALINMALI
Bu durumun mutlaka engellenmesi gerektiğinin altını çizen Ay, "Doğrudan denetim altındaki cezaevlerinde bu tarz olayların meydana gelmesi kabul edilemez. Önleyici tedbirler alınmalı. Gerekiyorsa farklı ülkelerdeki uygulamalar incelenmeli ve ülkemizdeki yaşanan zafiyet hem ortaya çıkartılmalı hem de sonlandırılmalı. Düşünün bir bağımlı, hapise giriyor. Ancak, orada da uyuşturucuya ulaşabiliyor. Belki başka mahkûmlar da bu illete bulaşıyor. Devlet, cezaevlerine bu maddelerin girişini tamamen engellemeli" şeklinde konuştu.
CEZAEVLERİ ISLAH ETMİYOR
Cezaevlerinin ıslah vazifesi görmediğinin de altını çizen Bilal Ay, "Uyuşturucu kullanımından cezaevine giren bir kişi, burada tedavi olmuyor. Aksine bazı örneklerde görüyoruz ki torbacılık yapmaya başlıyor. Yine uyuşturucu satıcıları, hapisten çıktıktan sonra aynı şeyi yapmaya, insanlarımızı zehirlemeye ve gençlerimizi tuzaklarına düşürmeyi sürdürüyor. Oysa cezaevleri, bu insanlarımız için bir fırsat olabilir. Hem bağımlılıktan kurtulabilecekleri tedaviler bu kişilere uygulanabilir. Hem de, torbacıların gerçek manada ıslah edilecekleri 'Islah ve Rehabilitasyon Merkezleri' kurularak bu kişilerin kendilerine ve topluma zarar vermelerinin önüne geçilebilir. Biz uzun süredir bu önerileri dillendiriyoruz" ifadelerini kullandı.
ÇOCUKLARIMIZ SOKAKTA YÜRÜYEMEZ
Uzun süredir yaşanan af tartışmalarına da değinen Başkan Ay, "Uyuşturucu ve bağlı suçlardan cezaevlerinde bulunanların sayısı 60 bine yaklaştı. Tartışmamız gereken konu, bu insanlara af getirip getirmemek olmamalı. Bu tartışmayı fırsat bilip gerçek bir rehabilitasyon nasıl olmalı bunu konuşmalıyız. Yoksa rehabilite edilmeden cezaevinden bu kadar insan çıkarsa, bağımlı sayısı hızla artar. Çocuklarımız sokaklarda yürüyemez hale gelir" dedi.