“İstanbul'un fethi kadim tarihimizin altın sayfalarında yer alan eşsiz bir zafer olduğu kadar, sosyokültürel sonuçları açısından da dünya tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir.
Fetih ile insanlık açısından daha ziyade baskı, zulüm ve karanlıklarla tebarüz etmiş bir çağ kapanıp dünyanın gidişatını değiştiren yeni bir çağ açılmış, insanlığı birçok değerle tanıştıran medeniyetimiz çok geniş bir coğrafyayı derinden etkilemiştir. 29 Mayıs 1453’te sadece bir şehir değil, gönüller de fethedilmiştir.Büyük bir askeri deha ve devrinin ilimlerinde yetkin olduğu kadar şair de olan ceddimiz Fatih Sultan Mehmet, “Hüner hem bir şehri bünyad etmektir / Hem halkın kalbini abad etmektir” demek suretiyle, fethin batılı muhayyiledeki işgal, ilhak ve zapttan çok öte bir anlamı haiz olduğunu en güzel şekilde ifade etmiştir. Gerçekten de fethin, batılıların coğrafi keşifler ve sömürgecilik dönemlerinde insanlığın en acımasız örneklerine tanık olduğu gibi, bir toprağı zorla ele geçirip oradaki etnisiteyi, kültürel formları ve inanç değerlerini yok etmek veya zorla dönüştürmek olmadığı, İstanbul örnekliğinde bir kere daha dünyaya ispat edilmiştir.